Fî Beyân-ı Arûs-ı Îpek Sultan

Fî Beyân-ı Arûs-ı Îpek Sultan

Devlet okulunda öğretmenlik yaptığım zaman tanıştığım İpek Öğretmenin büyük bir mutlulukla gerçekleştirdiği evliliğine armağan olarak bir şenlikname kaleme almak istedim. Kendisiyle o zamanlar her Çarşamba günü 5.dersimiz boş olduğu için bir araya gelip, sohbet ederdik. Şimdi o buluşmaları ancak La La Land dinleyerek anabiliyoruz. Bu metin özünde bir sûrnâme kopyası oldu. Osmanlı Türkçesi ve günümüz Türkçesini karıştırarak komik bir anlatı yaratmaya çalıştım. Kullandığım kelimeleri de Hezarfen Hüseyin’in Telhis‘in den aldım. 1675 şenliğinin şenliknâmesi için oraya bakabilirsiniz: İlgürel, S., & Efendi, H. (1998). Telhîsü’l-beyân fî kavânîn-i Âl-i Osmân.İstanbul: Türk Tarih Kurumu.

Ve azîme-i emek ile, ben muallime-i bilgisayâr-ı Fatih Çelebi, centilmen-i mükerrem kaimmakam Ashkan Paşa ve ismet-penâh İpek Sultanın izdivacı ve hedâyâ-yı arkadaşlarına ettiği arûsun hikâyesidir.

El-vâki’fî gurre-i Temmuz, sene 2018.

Sene-i mezbûre Temmuzun yirmi tokuzunda şehr-i şehr Âsitane’de vâki’ sipah ocaklarının orada, su başında onlarca masa konulub, alt aşağı sayebanda üzerilerine onlarca meşe sereni dikilüp ve envâ’-ı sınâ’ât ile her birine bir sürü mikdâr fınduk ve fıstuk ve sâir çerezler dizilüp, arûs’un ibtidâsından âhirine varıncaya dek şenlik olsun deyü fermân olundu. Ve taraf-ı centilmeni-i mükerrem Ashkan Paşadan masa döşenüp, ba’zısına gâh ü bî-gâh, bizzat paşa hazretleri ile ismet-penâh İpek Sultan hazretleri nüzul ve istirâhat içün, ba’zısı arkadaş-ı okul ve dâhi kimesneleri de yakın akrabaları ve diğer erbâb-ı aile içün vaz’ olunup ve her birinin önlerine tahta oturaklar vaz’ olunup, vâki’ olan sâz u söz ve sâir bâziçeler seyr oluna.

Gurre-i arûs -ki yevmi’l-ahad idi- Pazar günü ale’s-sabah cümle ehl-i aile Kasr-ı Ihlamura bakan arûs dairesinde olan otağa varup, iki buçukuncu saatden sonra herkesler cem olup, birkaç saat mikdarı sipah-ı ocak yeniçerilerine defter edilüp, nikâh-ı akh yapıldı. Ol esnada cümle dualar ve senâlar ettiler. Allah ömürlerini uzun kılsın.

Ba’dezzuhr, tüm sipah ve esbab-ı aile ve büyük kadın ve büyük kadın kethüdası ve küçük kadın ve küçük kadın kethüdası ve okul-ı arkadaşlardan kimesneler ve centilmen-i mükerrem paşanın ailesi ve küçük efendiler ve sâir mevâlî-i izâm, cümlesi su başına cem’ olub, siyah asid ve duruncu asit -ki bunlara ko’ola ve funta demişlerdir- ve bira içildikten sonra mevcûd olan ahaliye fotog’-râf-ı arz olundu. An cânib-i es-Seyid Veli Efendi ve onların sultanı gül bahar kokulu Ebru Sultan ve iki şehzâdesiyle birlikte Gülşen Sultan ve müdür-ü meslek mektebi Bahadır Paşa ve güzeller güzeli Feray Sultan ve defterdar damat Aytaç Paşa dualarını edâ edüp, şan ve şöhretleri içün dualar ettiler. Beyan edilen kimesneler fotog’-râf çekilüp, ismet-penâh İpek Sultan hazretleri dâhi fotog’-râfta gülümsemiştir. Yevm-i mezburda centilmen-i mükerrem Ashkan Paşa ‘dagılun bire çareler’ deyü, herkesler alt bahçeye koşturmuştur. Allah onları affetsin.

Yevm-i paragrafta ki tahta-bende iki adet Frenk kızları geçmeyüp, aşağı sayebanda çim üzerine kurulup, sâz-ı söz eylediler. Herkesler bu durumdan memnun olub, ikrâm olunan siyah asid ve duruncu asid ve birayı içüp, yalnızca İpek Sultan hazretleri biraz kızgın göründü. Allah yorgunluğunu affetsin. O esnada büyük kadın ile bir efendi aynı masaya teşrif edüp, iki bira söylediler. Sipah-ı ocak teberdarlarından bir çelebi ikrâmı getirmiştir. O esnada kaimmakam Ashkan Paşa ile İpek Sultan halâ fotog’-râfî işleriyle meşgul olub, Paşa hazretleri mevcud hedâyâların teslimi için gelenleri buyur etti.

Öğle zamanı geçüp, güneş dâhi battıktan sonra, evveldenbahsi geçen bin adet kandil geceyi gündüz etti. Ol gün akşam namazını edâ edüp, ba’dehu dîvân yemeği gelüp, on beş yirmi yerde sofralar kurulup, sa’âdetlü paşa hazretleri İpek Sultan ile oturub, ve bir mikdar dâhi aileleriyle oturup ve ba’zı-larına mahsus sofralar kurulub ve ferd üzere ta’âmlar çekilüp ziyâfetler olundu. Ba’dehu Ashkan Paşa hazretleri su yoluna bakan tahta-bendin üzerindeki köşke doğru karâr edüp, üç yüz siyah asid ve duruncu asid ve biralar ikrâm etmek fermân olundu.

Onlarca azim fişenglerle donanmış yoldan, aşağı bahçeden yukarı su birikintisine olan yoldan turmanup göründüler. O esnada sipah-ı ocak teberdarları evvelce döşenmiş fişengleri ateş ilkâ olundukta bir mertebe seyr ittirdiler ki, ta’bîr olunmaz. Yevm-i mezburda evvelden bina edilen beyaz tahtalar üzerine altı ahen direkler dikilüb, su birikintisinin üzerine karar kıldılar. İki çelebi bir ip ile tahta köşkü çekiştirip su birikintisinin öte yanına peyda eylediler. O esnada azim bir gürültü olub, herkeslerin alkış tuttuğu anlaşılmıştırki, hay huy olmuşdur.

Yevm-i mezburda akşam namazı centilmen-i mükerrem Ashkan Paşa hazretleri sâz-ı söz eden oyuncuların makamına varub, tahta-bend önünde dansa durdular. Ve şevketlü damat hazretleri ismet-penâh İpek Sultan hazretlerinin elinden tutup, sâz-ı söze eşlik eyledi. Ve bundan mâ’ada bir seyr olundu ki tabiri yokdur. Herkesler sâz-ı söz meydanına zuhur edüp, el ele tutuşub, bir yandan öteki yana hareket eylediler. Bir garip dansdırki akıl almamışdır. O esnada otağa teşrif buyurub büyük ve küçük efendiler ve sâir damad efendilere ziyafet olunub, ta’âm gelince aşirler okunup, du’â olunup, yevmi’l mahalde kurulan köşkte rakslar olmuşdur.

Simat-ı azim: Bendeniz Fatih Çelebi, Feray Sultan, Damad Aytaç Paşa, Ebru Sultan, Damad Veli Paşa, Gülşen Sultan, Müdür-ü meslek mektebi Bahadır Paşa.

Servis-i ta’âm tamamlanup, çevre mahallelerden tedarik edülen ferde pilav ve tavuk ve tomates sofralara konuldu. Frengi müziklerle davet olunan kimesneler ta’âm edüp, meydandaki rakslarını seyr eylediler. O esnada Damat kaimmakam Ashkan Paşa ve nur-u pak İpek Sultan davet olunanlar arasına girüb, sofralara buyur edüp, fotog’-râf ağası şip-şag’ çelebileri arzı ferman eyleye hemen gelüp, şip-şag’ fotog’-râf-ı simât eyleyüp, onlarca sofrayı gezmişlerdir. Ta’âm ardından işareciyân-ı Âsitane işi olan yapma ağaçlar ateş alıb sofraları aydınlatmışlardırki tabir-i zordur.

Ol esnada bir pasta-i kebir gelmiştir -ki hamse katlıdır- tabir olunmaz. Bu bastayı Ashkan hazretleri eline alduğu murassa’ kılıç ile tek hamlede ikiye bölüb, azim seyirlik olub, teberdarlar dahi pastalardan herkese ta’am çekmişlerdir. Yadsı namazından sonra fişengciyân ve ateşbâzânlar azim seyirlikler yapmıştır. Kulleler ve fişeng tasvirleri yerleştirüb, dürlü dürlü fişekler atılup ve etraf mahalden gelen hanendeler ve sazendelerle herkesleri raks ettirmişlerdir. Ol esnada askeriyye ve çevre konaklarda kalanlar dahi bu arûsun sonsuza dek devamına dua etmişlerdir.

Ol gece öyle bir hay-huy olmuştur ki, dal-ı erik şarkılarıyla cemaat raks meydanına cem edüp, sağa ve sola hay huy eyleyip ortalığı birbirine katub, âzim temâşâlar itdirüb çevredeki ademleri çok rahatsız etmişlerdir. Allah onları affetsin.